I-GERÇEĞE DAYANMAYAN FİKİRLER

Önemle ifade etmek icab eder ki, Cumhuriyet sonrası, Osmanlı Hukuku ile alakâlı kaleme alınan eserlerde ve yapılan araştırmalarda, bazı müsteşrikler ve Türk ilim adamları tarafından ortaya atılan bir kısım yeni ve garib iddialar gözümüze çarpmaktadır. Hatta bu iddialar, İslâm hukukundan habersiz hukuk ve kültür çevrelerinde, sabit ve temel fikirmiş gibi mütâlâa edilmektedir. Dikkat edilirse biz Cumhuriyet sonrası ifadesini kullandık. Zira Cumhuriyet Öncesi ilim adamlarının, müslüman olsun müsteşrik olsun, böyle açık bir hataya düştükleri görülmemiştir. Bu sakat görüşe göre, Selçuklular ve Osmanlılarda, idarî ve hukukî mevzuâtın önemli bir kısmını teşkil eden kanunnâmeler, lâik bir anlayış ve yaklaşım neticesinde vaz’edilen örfî hukukun meyvesidirler. Dolayısıyla Osmanlı hukukunun kaynağı tam belli değildir ve Osmanlı Devleti’nin belli bir hukuk sistemi ve resmi bir hukuk kodu da yoktur .

Bu iddianın cevabı, sayısı onbinleri bulan şer’iyye sicil defterleri ve milyonlarca arşiv vesikasıdır. Ancak şunu belirtmekte yarar vardır: Bu tür iddia sahipleri özellikle Türk olanları sadece tarihçi veya iksatçıdırlar. İslâmi ilimler ve hususan fıkıh alanında ihtisasları yoktur. Kendi alanlarında nadide şahsiyetler olsalar da İslâm hukuku alanında eksiktirler. Batılı ilim adamları ise, özellikle Goldziher ve Joseph Schacht gibi peşin fikirli olanlar, meseleyi bulandırma gayreti içindedirler. Buna, Cumhuriyet dönemindeki lâik hukuk sisteminin halka şirin gösterilmesi için Osmanlı Devleti’nin de İslâm hukukunu tatbik etmediği ve kendine has lâik bir hukuk nizamını uyguladığı yahut hukuk nizamından mahrum kaldığı şeklindeki yarı resmi görüşler de destek verince, meseleye vâkıf olmayan Türk ve yabancı ilim adamları, Osmanlı hukuku hakkında yanlış bilgilendirilmişlerdir. Biz bu iddianın çürütülmesini “Osmanlı Kanunnâmeleri ve Hukuki Tahlilleri” adlı eserimize havale ederek, burada, Osmanlı hukukunun gerçek mâhiyeti ve kaynakları hakkında kaleme alınan bir lâyihadan bahsedeceğiz.